إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَيَجۡعَلُ لَهُمُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وُدّٗا 96
Şüphesiz Allah'a iman edip, Allah Teâlâ'nın katında razı olunan salih amel işleyenler için Yüce Allah, onlara kendi sevgisini verecek ve onları kullarına sevdirecek bir sevgi var edecektir.
فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱلۡمُتَّقِينَ وَتُنذِرَ بِهِۦ قَوۡمٗا لُّدّٗا 97
(Ey Resûl!) Emirlerimi yerine getirip, yasaklarımdan kaçınan muttakileri müjdelemen, hakka itaat etmede kibirlenen ve husumette şiddetli olan kavmi kendisiyle korkutman için bu Kur'an'ı senin diline indirerek kolaylaştırdık.
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هَلۡ تُحِسُّ مِنۡهُم مِّنۡ أَحَدٍ أَوۡ تَسۡمَعُ لَهُمۡ رِكۡزَۢا 98
Senin kavminden önce nice kavimleri helak ettik. Bugün o kavimlerden birini(n varlığını) hissediyor musun? Onlara ait en ufak bir ses işitiyor musun? Allah izin verdiğinde onlara isabet eden başkalarına da isabet edebilir.
سورة Mekkî
Mutluluk, Kur'an'ın hidayetine tabi olmak ve mesajını taşımakla olur. Bedbahtlık ise ona muhalefet etmekle olur.
طه 1
(طه) "Tâ, hâ." Benzerleri hakkında bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.
مَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لِتَشۡقَىٰٓ 2
(Ey Resûl!) Kur'an'ı sana, kavminin sana iman etmekten yüz çevirmesine üzülüp sıkıntı çekmen için indirmedik.
إِلَّا تَذۡكِرَةٗ لِّمَن يَخۡشَىٰ 3
Allah'ın kendisinden korkmaya muvaffak kıldığı kimselere bir öğüt olsun diye indirdik.
تَنزِيلٗا مِّمَّنۡ خَلَقَ ٱلۡأَرۡضَ وَٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلۡعُلَى 4
Bu kitabı yeryüzünü ve yüksek gökleri yaratan Allah indirmiştir. O azim olan Kur'an'dır. Çünkü o Azim olan Allah katından indirilmiştir.
ٱلرَّحۡمَٰنُ عَلَى ٱلۡعَرۡشِ ٱسۡتَوَىٰ 5
Rahman olan Allah Subhanehu ve Teâlâ celaline yakışır bir şekilde arşının üzerine yükselmiştir.
لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَمَا تَحۡتَ ٱلثَّرَىٰ 6
Gökyüzünde, yeryüzünde ve toprağın altındaki bütün canlıların yaratılışı, mülkü ve idaresi yalnızca Allah Subhanehu ve Teâlâ'ya aittir.
وَإِن تَجۡهَرۡ بِٱلۡقَوۡلِ فَإِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ وَأَخۡفَى 7
(Ey Resûl!) Sen sözünü açıktan söylesen de gizlesen de Allah Subhanehu ve Teâlâ hepsini bilmektedir. O, gizli olanı ve gizliden de gizli olan düşünceleri dahi bilir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ 8
Allah'tan başka hak mabud yoktur. Güzellikte en üst makama sahip isimler yalnızca O'na aittir.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kavminin yüz çevirmesinden dolayı sıkıntı duymuştur. Bundan dolayı Mûsâ aleyhisselam'ın kıssası ile kendisine teselli verilmiştir. Zira Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَهَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ 9
(Ey Resûl!) Ant olsun ki Mûsâ b. İmrân aleyhisselam'ın haberi sana geldi.
إِذۡ رَءَا نَارٗا فَقَالَ لِأَهۡلِهِ ٱمۡكُثُوٓاْ إِنِّيٓ ءَانَسۡتُ نَارٗا لَّعَلِّيٓ ءَاتِيكُم مِّنۡهَا بِقَبَسٍ أَوۡ أَجِدُ عَلَى ٱلنَّارِ هُدٗى 10
Yolculuk ettiği esnada ateş gördüğünde ailesine, "Bu bulunduğunuz yerde bekleyin. Ben bir ateş gördüm, belki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum." demişti.
فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِيَ يَٰمُوسَىٰٓ 11
Ateşin yanına gelince Allah Subhanehu ve Teâlâ ona, "Ey Mûsâ!" diye seslendi.
إِنِّيٓ أَنَا۠ رَبُّكَ فَٱخۡلَعۡ نَعۡلَيۡكَ إِنَّكَ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوٗى 12
"Şüphesiz ki Ben senin Rabbinim! Benimle münacat etmeye hazırlanmak için ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen tertemiz olan (Tuvâ) vadisindesin."
Azim olan Kur'an, ibadet edilirken nefsi yormak ve onu ağır bir zorluk içine düşürmek için indirilmemiştir. Ancak o, Rablerinden korkanların istifade edip öğüt almaları için indirilen bir kitaptır.
Yüce Allah, yaratmayı ve emretmeyi bir arada zikretmiştir. Nasıl ki yaratması hikmetin dışına çıkmıyorsa, aynı şekilde emretmesi ve yasaklaması da adalet ve hikmet iledir.
Kocanın, ehline (hanımına) yiyecek, giyecek, kalacak yer ve kışın ısınacak alet ve araçları infak etmesi farzdır.