سورة Mekkî
Bu surede; Allah Teâlâ'nın, resûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i apaçık ayetlerle destekleyip sağlamlaştırdığı, yardım ve sebat ile onu müjdelediği açıklanmıştır.
سُبۡحَٰنَ ٱلَّذِيٓ أَسۡرَىٰ بِعَبۡدِهِۦ لَيۡلٗا مِّنَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ إِلَى ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡأَقۡصَا ٱلَّذِي بَٰرَكۡنَا حَوۡلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنۡ ءَايَٰتِنَآۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ 1
Allah Subhanehu ve Teâlâ, kendisinden başka hiçbir kimsenin gücü yetmeyeceği şeylere gücü yettiğinden dolayı her türlü noksanlıktan berîdir ve yücedir. O, kulu Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i ruhu ve bedeniyle uyanık olarak gecenin bir bölümünde, Mescid-i Haram'dan; etrafını meyveler, ekinler ve peygamberlerin oraya yerleşmesiyle mübarek kıldığımız Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürmüştür. Bunu da her türlü noksanlıktan münezzeh olan kendisinin kudretine delil olan bazı ayetlerini görmesi için yapmıştır. Şüphesiz O, kendisinden hiçbir işitilenin gizlenemeyeceği her şeyi işiten ve yine kendisinden hiçbir görünenin saklanamayacağı her görüneni görendir.
وَءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ وَجَعَلۡنَٰهُ هُدٗى لِّبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُواْ مِن دُونِي وَكِيلٗا 2
Biz, Mûsâ aleyhisselam'a Tevrat'ı verdik ve onu İsrailoğulları'na hidayet edici ve rehber kıldık. Ve İsrailoğulları'na şöyle dedik: "İşlerinizi kendisine havale ederek Benden başkasını vekil edinmeyin, aksine, sadece Bana tevekkül ediniz."
ذُرِّيَّةَ مَنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحٍۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبۡدٗا شَكُورٗا 3
Siz, Allah'ın Nuh aleyhisselam ile beraber tufanda boğulmaktan kurtardığı kimselerin neslindensiniz. Bu nimeti hatırlayınız. Sadece Allah Teâlâ'ya ibadet ve itaat ederek şükrediniz. Ve bu hususta Nuh aleyhisselam'a uyunuz. Doğrusu Nuh, Allah Teâlâ'ya çokça şükrederdi.
وَقَضَيۡنَآ إِلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ فِي ٱلۡكِتَٰبِ لَتُفۡسِدُنَّ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَرَّتَيۡنِ وَلَتَعۡلُنَّ عُلُوّٗا كَبِيرٗا 4
Biz, Tevrat'ta işledikleri günahlar ve yapmış oldukları şımarıklık sebebiyle yeryüzünde kendilerinden iki defa kötülüğün meydana geleceğini, zulümle ve haksızlıkla insanlara sahip oluyorsunuz ve onların üzerinde hakimiyet kurmada haddi aşıyorsunuz diyerek İsrailoğulları'na haber verdik, bildirdik.
فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَيۡكُمۡ عِبَادٗا لَّنَآ أُوْلِي بَأۡسٖ شَدِيدٖ فَجَاسُواْ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِۚ وَكَانَ وَعۡدٗا مَّفۡعُولٗا 5
Onlar tarafından birinci bozgunculuk hasıl olunca, üzerlerine güçlü-kuvvetli kullarımızı göndeririz ve onlara musallat ederiz. Onlar onları öldürürler ve kovarlar. Bunlar meskenleri arasında dolaşarak geçtikleri yerleri fesada uğratırlar. Bu kullarımız uğradıkları yerleri yıkıp dağıtırlar. Bu, Allah'ın mutlaka yerine getireceği ve gerçekleşecek olan bir vaaddir.
ثُمَّ رَدَدۡنَا لَكُمُ ٱلۡكَرَّةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَمۡدَدۡنَٰكُم بِأَمۡوَٰلٖ وَبَنِينَ وَجَعَلۡنَٰكُمۡ أَكۡثَرَ نَفِيرًا 6
(Ey İsrailoğulları!) Siz Allah'a tövbe ettiğinizde size musallat olanlardan tekrar devletinizi geri alıp iade ettik. Mallarınız gasp edilip talan edildikten sonra tekrar size mal verdik, evlatlarınız esir edildikten sonra size tekrar geri verdik. Böylece sizin sayınızı düşmanlarınızdan daha fazla çoğalttık.
إِنۡ أَحۡسَنتُمۡ أَحۡسَنتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡۖ وَإِنۡ أَسَأۡتُمۡ فَلَهَاۚ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡأٓخِرَةِ لِيَسُُٔواْ وُجُوهَكُمۡ وَلِيَدۡخُلُواْ ٱلۡمَسۡجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٖ وَلِيُتَبِّرُواْ مَا عَلَوۡاْ تَتۡبِيرًا 7
(Ey İsrailoğulları!) Eğer sizden istenen şekilde iyi amel işlerseniz, bunun sevabı size döner. Sizin yapmış olduğunuz amellerinize yüce Allah'ın hiç ihtiyacı yoktur. Eğer kötü amel işlerseniz bunun sonucu size döner. İyi amellerinizin Allah Teâlâ'ya hiçbir faydası olmadığı gibi yaptığınız kötülüğün hiçbiri de O'na zarar veremez. İkinci fesat çıkarmanızın zamanı geldiğinde, sizi zelil etmeleri için tekrar düşmanlarınızı sizin üzerinize musallat ederiz. Size aşağılamanın çeşitlerinden tattırarak kötülük yapıp yüzlerinizi karartacaklardır. İlk geldiklerinde girip tahrip ettikleri gibi Beytu'l-Makdis'e girecekler, tahrip edecekler ve memlekette ele geçirdikleri her yeri tamamen yıkıp talan edeceklerdir.
Ayette geçen (ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡأَقۡصَا) "el-Mescidi'l-Aksa" ifadesiyle buranın tekrardan Müslümanların hükmüne geçmesine işaret vardır. Zira Müslümanların ibadet ettikleri yere "mescit" denir.
Burada şükrün fazileti beyan edilmektedir. Aynı zamanda şükreden peygamberleri ve resûlleri örnek alıp onlara uymak gerektiği bildirilmiştir.
Yüce Allah'ın hikmetlerinden ve sünnetlerinden biri de Allah Teâlâ'nın, ıslah etmesindeki hikmetinin gerçekleşmesi için fesat çıkaranları yapmış oldukları fesattan alıkoyacak kimseler göndermesidir.
İsrailoğulları'nın başına geldiği gibi bu ümmetin de başına gelmemesi için günah işlemekten sakındırma vardır. Çünkü yüce Allah'ın sünneti/kanunu birdir değişmez, tebdil edilmez.