سورة Mekkî
Hüsrana uğramaktan kurtuluşun yolları beyan edilmiştir.
وَٱلۡعَصۡرِ 1
Allah Subhanehu ve Teâlâ, asır/ikindi vaktine yemin etmiştir.
إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَفِي خُسۡرٍ 2
Şüphesiz insan, bir çöküş ve yok oluş içindedir.
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ 3
Ancak, Allah’a ve Resûlüne iman eden, salih ameller işleyen, birbirlerine hakkı ve hak üzerinde sabırlı olmayı tavsiye edenler bundan müstesnadır. Bu vasıflarla nitelenen kimseler, dünya ve ahiret hayatlarında kurtuluşa ermiş olanlardır.
سورة Mekkî
İnsanlar, dünya malının çokluğuna aldanarak müminlerle alay etmekten sakındırılmıştır.
وَيۡلٞ لِّكُلِّ هُمَزَةٖ لُّمَزَةٍ 1
İnsanların arkasından konuşan ve onlara dil uzatanlara kötü bir akıbet ve şiddetli bir azap vardır.
ٱلَّذِي جَمَعَ مَالٗا وَعَدَّدَهُۥ 2
Onun tek kaygısı mal biriktirmek ve saymaktır, bunun dışında başka bir kaygısı yoktur.
يَحۡسَبُ أَنَّ مَالَهُۥٓ أَخۡلَدَهُۥ 3
Topladığı malının, onu ölümden kurtaracağını ve sonsuza kadar dünya hayatında kalacağını zanneder.
كَلَّاۖ لَيُنۢبَذَنَّ فِي ٱلۡحُطَمَةِ 4
Durum hiç de bu cahilin tasavvur ettiği gibi değildir. Elbette o, azabının şiddetinden ötürü içine atılan her şeyi ufalayan ve parçalayan cehennem ateşine atılacak.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحُطَمَةُ 5
(Ey Peygamber!) İçine atılan her şeyi yakıp yıkan bu ateşin ne olduğunu sana ne öğretti?
نَارُ ٱللَّهِ ٱلۡمُوقَدَةُ 6
Şüphesiz o, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
ٱلَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى ٱلۡأَفِۡٔدَةِ 7
O ateş ki insanların bedenlerinden kalplerine kadar delip geçer.
إِنَّهَا عَلَيۡهِم مُّؤۡصَدَةٞ 8
Şüphesiz o ateş, orada azap görenlerin üzerine kapatılmıştır.
فِي عَمَدٖ مُّمَدَّدَةِۢ 9
Oradan çıkmamaları için boylu boyunca uzanan sütunlarla üzerleri kapatılmıştır.
سورة Mekkî
Beytü'l-Harâm'a (Kâbe'ye) tuzak kuran kimselere karşı Allah'ın kudreti ve gücü beyan edilmiştir.
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَٰبِ ٱلۡفِيلِ 1
(Ey Peygamber!) Ebrehe ve ashabı (fil ashabı), Kâbe’yi yok etmek istedikleri zaman Rabbinin onlara ne yaptığını bilmiyor musun?
أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِي تَضۡلِيلٖ 2
Allah, Kâbe’yi yıkmak için yaptıkları kötü planlarını boşa çıkardı. Böylece onlar insanları Kâbe’den uzaklaştırmak adına umdukları şeyleri elde edemediler. Bunun namına hiçbir şey kazanamadılar.
وَأَرۡسَلَ عَلَيۡهِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ 3
Onlara sürüler halinde gelen kuşlar gönderdi.
تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٖ مِّن سِجِّيلٖ 4
Onlara sertleşmiş çamurdan taşlar atıyorlardı.
فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٖ مَّأۡكُولِۢ 5
Sonunda Allah, onları, hayvanların yiyip çiğnediği ekin yaprakları gibi kıldı.
İman, salih amel işleme, hakkı ve sabrı tavsiye etme nitelikleri bulunmayan kimseler hüsran içindedir.
İnsanların arkasından konuşmanın ve alay etmenin haram olduğu ifade edilmiştir.
Allah Teâlâ, Beytü'l-Harâm'ı savunmuştur. Yaşanan bu olay orasının güvende olması için yüce Allah’ın takdir ettiği bir hükmüdür.